Gönderen Konu: Rassal fötögraf başlığı.  (Okunma sayısı 21438 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı gibraltar

  • Retro Meraklısı
  • ***
  • İleti: 142
Ynt: Rassal fötögraf başlığı.
« Yanıtla #90 : 09 Ekim 2020, 01:56:32 »


Sedat Kapanoğlu'nun yazdığı kitabın giriş bölümünden bir cümle.

En az 7-8 insandan buna benzer "giriş aydınlanması" cümlesi duymuşumdur. Her nasılsa ben de kendi başlangıç hikayemi hemen hemen böyle tanımlıyorum. Ancak zihnimi zorlayınca benim benzer cümlemin "cihazın manualinin" önsözünden aşırma olduğu bir anda hatırıma geliyor. Hani şu siyah arka plan üstüne beyaz kodların olduğu, son sayfalarda müzik programı falan olan Türkçe c64 el kitabının önsözü.

Bu tür cümleleri her okuduğumda sanki evvel zamanda söylenmiş havalı bir palavrayı devam ettiriyoruz, ama bunu yalnızca biz biliyoruz gibi gelmeye başladı. Belki de tek büyük palavracı benim, bilemedim...  :D
Bilgehan Korkmaz

Çevrimdışı Ref

  • Yönetici
  • Özgür Retrocu
  • *
  • İleti: 2683
  • Advanced User Simulator
    • ae unutmadan
Ynt: Rassal fötögraf başlığı.
« Yanıtla #91 : 09 Ekim 2020, 22:15:34 »
Ben de buna benzer bir cümle kullanırım. Ama şimdi senin uyarında derin düşününce, bendeki o vurulmanın aslında yavaş yavaş gerçekleşmiş olduğunu farkediyorum.

1. Game-watch Yumurta toplayan mickey-mouse çok belirgin bir başlangıç noktası olmalı ki hala iyi hatırlıyorum, ilk okulun ilk yıllarındaydık. Bir akrabamızın kızına aldığı bir oyuncaktı, misafirliğe gittiğimizde deli gibi oynadığımı hatırlıyorum. Sene 80'lerin en başı.
2. Aynı yıllar 7 melodili saatler. Bunların melodilerini hala ezberden doğru sıra ile mırıldanabilirim. Artık kaç yüz bin kere dinledik bilemiyorum.
3. Hesap makineli saatler. Furya aylarca sürdü, her tür elektronik saat aklımızı aldı. Çok ısrar etmiştim, sonunda aldılar [Meğer hipster olmuşum farkında değilim (ek 1)]. Yine 80'lerin en başı.
4. Bütün bunlardan önce kablolu uzaktan kumandalı arabalar vardı. Bunlar ileri-geri motorla gidiyor, ama sağa sola dönme tel ile yapılıyordu. O bile bende bir şimşek yaratmıştı. 1980 olabilir bu tarih, henüz okula gitmiyordum, fakat arabayı ve teyzemin bavulundan çıktığı günü hayal meyal hatırlıyorum.
5. Bu ortamda iken atari2600'ler sokak aralarındaki salonları kasıp kavurmaya başlamıştı. 80 darbesinin hemen sonrasındaydık, tahminim 1981 civarı olmalı. 4-5 ay içinde tam bağımlı olmuştum.
6. Peşine eve zx spectrum alındı. (Bu aşamaya geldiğimde benim için konu çoktan kapanmıştı aslında, bu elektronik aygıtlar benim çok ilgimi çekiyordu). Kullanma kılavuzu sayesinde şimdiye kadar tükettiğim ve hayallerimle süslediğim herşeyin yaratıcısı haline gelmiştim. Ama bu ssg'nin bahsettiği türde bir anda çakan bir şimşek değildi, ağır ağır çocukluğum boyunca tükettiğim kültürel ürünlerin beklenen sonuydu.

Yani özetle, o bilgisayarı eve sokmayı zaten ben ölesiye istemiştim (ve tanıdığım tüm vintage computerciler de böyle), tesadüf eseri önüme konan birşey değildi. Daha 9-10 yaşında, 80'lerin ortalarına geldiğimizde, büyüyünce ne olacaksın diye sorana "bilgisayar mühendisi" diye cevabı yapıştırıyordum.


Çevrimdışı gibraltar

  • Retro Meraklısı
  • ***
  • İleti: 142
Ynt: Rassal fötögraf başlığı.
« Yanıtla #92 : 14 Ekim 2020, 02:30:32 »
Retrojen kütüpanedeki bir kaç bilgisayar dergisinin ilk sayılarının girişini okuyunca aslında biraz o devirlerden bu zamana gelen ve senin de sıraladığın türde reel temelleri olan bir hissiyat olduğunu kavrayabildim. Her biri tek iş yapan cihazların yaptığı işi tek başına yapabilen ve istenen her bilişsel, mantıksal işi yapabilmek için bir çeşit arabirim sunan bir alet. Bu aletle ilk defa yüz yüze gelen biri için olasılıklar denizine açılan geçidi bulmak gibi.
Bilgehan Korkmaz