Gönderen Konu: Paradise Lost (Amiga Oyun)  (Okunma sayısı 21003 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Ref

  • Yönetici
  • Özgür Retrocu
  • *
  • İleti: 2653
  • Advanced User Simulator
    • ae unutmadan
Ynt: Paradise Lost (Amiga Oyun)
« Yanıtla #15 : 12 Mart 2020, 14:58:10 »
matahari, Paradise Lost oyununu duyuralı 7 yıl geçmiş. Dün gibi halbuki. matahari'nin hassasiyetlerini bildiğimiz için pek el atmamıştık bu oyuna, ama zaman geçti, iyice alıştık artık ve alıcı gözüyle tarafsız olarak bakmak şart oldu.

Bu yazının biraz derli toplusunu kendi blog'uma koyacağım (birkaç sene içinde) ama şimdilik bu başlık öksüz kalmasın diye önce buraya yazıyorum.

Öncelikle, HOL'daki linkler bir süredir kırık. BU da disk imajlarını indirmek isteyenlerinin hayallerini boşa çıkarıyor. Bu sebeple buraya direk bir bağlantı koyuyorum: Paradise Lost Amiga ADF Sonsuz Hak

Oyun sevdiğimiz, saydığımız bir arkadaşımız olan matahari'nin üniversite yıllarında yaptığı bir oyun. Oyunun sonunda okuduğu bölüm ve oyunun kodlanması sırasında hiçbir yan gereç kullanılmadığından bahsediliyor.

Neyse oyunumuzu yükleyelim dedik. Ve geçtik başına.
 

Bakınız, tamamen tesadüf ama windows wallpaper'ım ile oyundaki ekran arasında bir benzerlik var :D O arkaplan benim 3.havaalanı yapımı sırasında çektiğim fotograflardan birtanesi. Tuhaf şekilde oyunun konusu ile ciddi örtüşmüş. Yemyeşil bir arazi, kamyonlar ve greyderler ile yok edildi birkaç ayda. Bu fotograf da o setten. Gerçek bir paradise lost.

Dikkat, eğer Winuae ile oynayacaksanız, Chipset bölümünde "Cycle Exact" seçmeyi unutmayın yoksa efektler hatalı görünür.

Paradise Lost bir beat'em up. Bir beast klonu diyebiliriz, ayrıca unreal'den esinlenilmiş olan bir 3rd person ilerlediğimiz bölüm de mevcut.

Oyuna bakınca güzel bir sonuç çıkması için gösterilmiş olan çabayı görebiliyorsunuz. Efektler, sesler hoş ve hatta grafikler bile güzel iken, beast stili oyun mekanikleri oyunun tekniği kadar etkileyici değil. Yine de o dönemde makine kodu ile yazılmış, grafikleri amiganın yeteneklerinin sınırını zorlamakta olan bir başka Türk yapımı oyun bulamayacaksınız. Oyun mekaniklerini de pek takmamak lazım 16bit dönemi mekanikler hep böyleydi.

Oyun hakkında youtube'da birkaç video var:

Bu güzel bir playthrough, adam hiç susmuyor güzel:

bunda ekrandan kaydedilmiş görüntüler ve ölüm ekranı da kaydedilmiş:

Bu da yine baştan sona oynama, fakat adam inanılmaz oynuyor, bu kadar hatasız nasıl oynanmış bilemedim bu işte bir ipnelik var:

Neyse, oyun 4 bölümden oluşuyor, oyunda bir sürü bölüm sonu canavarı var. Bazı bölümlerde peş peşe 2-3 tane geliyorlar. Bunların bazıları tanıdık demo efekleri. Mesela canavarlardan biri bir dönen küp, bir diğeri vector bobs diye bilinen 2D toplardan oluşan ama 3D gibi hareket eden animasyonlu objeler. Bunlar aslında birhayli ilginç ve yaratıcı. Bu efektler oyunlarda neredeyse hiç görünmüyorlar. Oyunun en sonunda iki büyük canavar var, bunlar bana küp ya da vector boblar kadar ilginç gelmedi. Üçüncü bölümde de ekranın içine doğru ilerleme kısımları var.

Oyunun anlatısı John Milton'ın kutsal kitaptaki Adem ve Havva'nın yasak meyveyi yemeleri ile Tanrı'nın gözünden düşmelerini anlatan 10 kitaplık "Kayıp Cennet" isimli şiirinden esinlenmiş. Kitaptan dizeler oyun boyunca alıntılanıyor ve biz de Adem ve Havva'yı kandırarak biz insanların hepsinin cezalandırılmasını sağlayan Şeytana haddini bildirmek için yola çıkıyoruz. Yolda karşımıza şeytanın uşakları çıklıyor. Yanlış hatırlamıyorsam şiire göre bunlar eskiden Adem'i peygamber bellemiş yaratıklarken, Tanrı cezayı sadece insanlığa değil onlara da vermiş, şeytanın uşaklığını yaptıkları için yedikleri ağızlarında toprağa dönüşüp dökülmeye başlamış ve iblise dönüşmüşler. Bu sebepten Adem'e de kızgınlar, neden yedin ulan o elmayı gibisinden. Adem'e tıslıyorlar ve fıslıyorlar. Yanlışsam düzeltiniz. Sonra Adem anlıyor ki artık cennetten kovulmuş, ölümlü olmuş. Havva ise doğum acısı ile cezalandırılmış ve çocukları da günahkar doğacakmış. Mert İngiliz Edebiyatı okuduğu için tabi iyi biliyordur, ben Amerikan Edebiyatı okuduğum için o kadar iyi hatırlamıyorum :D

Sonuçta gelene geçene yumruğu çakıyoruz ve patlatıyoruz. Oyunun en sonunda ise son serpenti farklı bir yöntemle öldürmek gerekiyor, bir önceki bölümde topladığımız garip kristalleri, genelde bilardo ve bazı spor oyunlarında gördüğümüz düğmeye bas, hızlanmayı gör belli bir seviyeye gelince bas ve fırlat stili bir mekanikle canavara fırlatıyoruz. Yani bir önceki bölümde yeteri kadar canavar öldürüp kristal kazanamazsanız bitiremiyorsunuz oyunu.

Bu arada bir dipnot, ben Shadow of the Beast'i de sevmem. Sadece bir teknik sergilenmesinden ibaret gelir. Amiga grafiklerinde yeni bir çağ açmış ve matahari gibi zirveyi hedefleyen birçok programcıyı da büyük bir çukurun içine çekmiştir :) Neyse ki sonra yüzlerce güzel oyun çıktı da oynadık.

Bu noktada samimi görüşlerimi bildireyim:
Oyun tasarımında kocaman bir boşluk var, fakat bu boşluk teknik çeşitlilik ile dolduruluyor. matahariden bekleyebileceğiniz gibi, oyundaki sesler oyunu ezip geçmiş, her türlü ses efekti dikkatle düzenlenmiş ve zaten 4MB'lık oyunun 2MB'ı sadece ses efektleri için ayrılmış. Grafikler böylesi ince düzenlenmiş sese göre biraz yetersiz kalmış. Çok uğraşıldığı belli, tüm ekranlar pixel pixel düzenlenmiş.
 

Oyundaki adam ve canavarların tıknaz özellikleri kasıtlı mı bilmiyorum ama  kafa-gövdeye biraz orantısız gelmiş. Yanına o kafanın ait olduğu vücut ve beast'i koydum. Bir de bölüm sonu canavarlarına benim kalbimden geçen levelleri eşleştiren photoshoplar yaptım, normalde demonik turuncu canavar akropolise benzeyen mekanda. Tabi bu photoshoplar oyunun dayandığı hikayeye uygun olmuyorlar (ekte).

Bu arada oyun içinde disket değiştirme animasyonu, ölüm ekranı ve son ekranı gayet güzel. Oraya buraya gönderebileyim diye gif yaptım :D
 


Sonuç olarak, amatör bir girişim olarak zamanının ve kalıbının ötesine geçebilmiş, orta ölçekli bir oyun diyebiliriz. İnternet üzerindeki ilgi de hiç fena değil. Keşke zamanında dağıtımcılar destek olabilseymiş, Paradise Lost'tan daha kötü birçok oyun piyasada onbinlerce satıldı ve yüzbinlerce oynandı.

Eyyorlamam bu kadar.

Çevrimdışı fullgrim

  • Retro Meraklısı
  • ***
  • İleti: 142
    • Adventure Attacks!
Ynt: Paradise Lost (Amiga Oyun)
« Yanıtla #16 : 13 Mart 2020, 00:01:41 »
Ben bu oyunu gözden kaçırmışım, şimdi şaşırdım gerçekten, prezentasyon olarak harika iş çıkarmışlar, tam Psygnosis/Reflections tarzı baştan sona atmosferik bir sunum var. Parallax scrolling neredeyse SotB'ten daha iyi. Ana karakterin animasyonları biraz daha çeşitli ve yumuşak olsa, ve de tek yönlü olmasa, renk paletine de bir parça daha dikkat edilse grafiklere söyleyecek pek negatif bir şey bulamazdım. Disket animasyonu yeni bir kickstart başlangıcı olarak kullanılabilecek kadar iyi. Müzik ve sesler ise kusursuza yakın [ki gayet iyi bir seslendirme bile yapılmış].

Kontroller ise en azından ilk Beast kadar zorlu, içerik ise kontrollerden de daha zayıf. Ama şu hali ile bile zamanında listelere girebilecek kadar iyiymiş, doğru düzgün dağıtılamamış olması yazık olmuş.

İlk Beast, her ne kadar C64'ten Amiga'ya geçmeme neden olmuş olsa da, oynanabilirlik açısından ben de sevmem. Beast 2 benim favorim [zamanında kuzenimle speedrun yarışı yapardık, rekorum 22:36 idi, geçenlerde tekrar oynayayım dedim yukarıdaki halata tutunmamız gereken nehri geçemedim =)].

Çevrimdışı C64Esref

  • Retroman
  • ***
  • İleti: 32
    • portfolyo sitem
Ynt: Paradise Lost (Amiga Oyun)
« Yanıtla #17 : 15 Mart 2020, 02:55:34 »
Gördüğüm kadarıyla ve abi senin de yazdığın gibi oyun Shadow Of The Beast etkisinde kalmış. Bence sabırlı ve baya emek verilerek yapılmış bir oyun. Paylaşım için teşekkürler. Bende ilk defa gördüm oyunu.

Shadow of the Beast 2 demosu ile aklıma kazınmış, daha sonraları da grafikleri ile beni etkilemeyi başarmış bir oyundu. Ben bütün versiyonlarını severek oynadım. Fakat bütün Amiga oyunları bana hep zor gelmiştir.  ;D  Bitirdiğim oyun sayısı da çok azdır. Zamanın da Shadow of the Best'de bitiremediğim serilerden biriydi.

Daha sonraları kapak tasarımlarını gördüğümde de hayran olmuştum günümüzde de hala yaşayan Sanatçı Roger Dean'e ait olduğunu öğrendiğim harika illüstrasyonlara sahiptir. Mous pad'imin deseni Shadow of the Beast'in kapak illüstrasyonudur.

 
AMIGA 500 | GOTEK | 1 MB RAM | 1.3 ROM
AMIGA 1200 | 8GB CF  | 3.1 ROM | 8 MB RAM | HDMI-520
COMMODORE 64 | IRQHack64 | KissCart64 | Pizero1541 | 64K CUPCAKE-CART | 1084 S

Çevrimdışı Alcofribas

  • Yönetici
  • Özgür Retrocu
  • *
  • İleti: 1902
  • "Kahraman olmak, dürüst olmaktan kolaydır" Luigi P
    • Sizin Amstrad
Ynt: Paradise Lost (Amiga Oyun)
« Yanıtla #18 : 15 Mart 2020, 10:47:40 »
Bu vesile ile;

*Oyunun 512K standart Amiga ile çalıştığını,
*2 kişilik dev kadro ile 90 yılında başlanıp 91 yılında bitirildiğini ki bundan 30 sene önce demek, ki ayrıca kendisi de 20 yaşında iken...
*Seka Assembler kullanılarak assembly ile yazıldığını

da hatırlayalım ve sonra şurayı baştan aşağı tekrar okuyalım.

Matahari sağolsun bu konuda bir sürü detay anlatan uzun uzun e-postalar yollamıştı vakti zamanında. Günü gelince onları yayınlarız  ;)

Keşke o dönemde yazılmış bu çapta bir oyun daha olsaymış.

Çevrimdışı Adamın Biri

  • RAAT
  • Retro Meraklısı
  • *
  • İleti: 165
    • Sadece bir müze...
Ynt: Paradise Lost (Amiga Oyun)
« Yanıtla #19 : 18 Mart 2020, 23:49:14 »
"Silicon Twins"in Toxic Twins'e gönderme olup olmadığını merak ediyorum :)

Çevrimdışı Alpyre

  • RAAT
  • Retro Meraklısı
  • *
  • İleti: 106
Ynt: Paradise Lost (Amiga Oyun)
« Yanıtla #20 : 19 Mart 2020, 22:55:32 »
Son seviyedeki 5 katmanlı parallax'ı görünce beynim yandı. Hayır kullanılan renkleri sayıyorum, onlar da çok fazla. A500'de bu nasıl olabilir? Hem de bu frame rate ile? Resmen teknik şov yapılmış burada. Hem de 1991'de! O yıldan çok sonra çıkan Amiga oyunlarda bile böyle bir başarım görmedim ben. Bu oyunda kullanılan trick'lerin kaydı bir yerlere düşülmeli bence.  :o